1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. DOSTLARIN ARASINA DÜNYEVİLİKLER GİRMEMELİDİR
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

DOSTLARIN ARASINA DÜNYEVİLİKLER GİRMEMELİDİR

A+A-

Doğruyu söylemek gerekirse, siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki ve kültürel alanlarda nefsi arzularımızı, dünyalık işlerimize haram ve helalleri birbirine karıştırarak, İslam dinini anlaşılmaz hale getirdik. Maddi yönümüzü öne çekerken, manevi yönümüzü arka plana ittik. Hal ve gidiş böyle olunca, dostların arasına dünyevilikler girince, dostların arası bozulmuştur.

İmana dayalı dostlukların yerini para, mal, mülk, makam, mevki, şan, şöhret ve kibir alınca, gerçek olan dostluklar unutulmuştur. İmana dayalı dostlukların temelinde adalet, kanaat, sevgi, saygı, hürmet, samimiyet ve muhabbet olduğundan kurulun dostluklar kalıcı, basit dünyevilikler uğuruna kurulan dostluklar geçici olduğu unutulmamalıdır.

İmanla tahkim edilmiş kalpler, nefsin vesveselerine, şeytani güçlerin aşağılık saldırılarına aldırış etmezler. Gerektiğinde dini, vatanı, devleti bayrağı, namusu uğrunda malını, canını severek vermekten çekinmezler. Bu şuurla hareket eden Müslümanlar, zalim şer güçlerin ve Müslüman olduklarını söyleyen satılmışların fitne ve ihanetlerinden korkmazlar, tefrikalarından etkilenmezler. Gerçek dostlar, hiçbir şart altında birbirlerini terk etmezler. Geçmişini unutan, geçici dünyeviliklerin cazibesine kapılan nefsine mağlup insanlarla dostluk kurmaktan uzak dururlar, onların hiçbir sözüne itibar etmezler.

“zaman her şeyin ilacıdır” anlayışıyla hareket eden sabırlı müminler, kimin dost, kimin vefalı, kimin samimi, kimin hasbi, kimin hesabı, kimin cesur, kimin dönek, kimin yalancı, kimin kardeş kimin kalleş, kimin doğru sözlü, olduğunu, zor zamanda anlaşılacağını bildikleri için, insanlara karşı her zaman tedbirli ve temkinlidirler.

İyilerini tenzih ederek söylemek gerekirse, dün dost sandığımız bazı insanların, öyle veya böyle bir şekilde zenginleştikleri, makam ve mevki sahibi olunca, geçmişlerini ve geçmiş dostlarını unutmaları özlerinden koparak karanlık bir dehlizin içine girdiklerini anlayamayacak kadar nefislerine mağlup olmuş insanlardan dost olmayacağını da zaman bize göstermiştir.

mü’minler olarak, zirveden zillete doğru yol olan insanları tekrar zirveye çıkarmak için, sözünü ettiğimiz dünyeviliklerin tutsağı kişilerin davetlerine, cemiyetlerine icabet etmemeliyiz, onları alkışlamamalıyız. Akıllarını başlarına almaları için mekânlarına, makamlarına uğramayarak yalnızlaştırarak itibarsızlaştırmalıyız. Ölçüyü kaçırmadan, bu şekildeki bir tavır ve davranışla, kendilerine bir nevi yardım etmiş olacağımızı düşünerek hareket etmeliyiz.

Dost, imanından ve inancından taviz vermeyen, zulme karşı duran, zalime itaat etmeyen, gıybet, dedikodu ve iftira yapmayan, hakkı üstün tutan, hiçbir şart altında dostunu satmayan, yalnız bırakmayan, doğrularına destek veren, yanlışlarına fren olan dürüst insandır. Toplumun huzurunu bozan yetkili, yetkisiz kişilerin yaptıkları yanlışları yüzlerine karşı konuşan ve eleştiren, yöneticisine, devlet başkanına yardımcı olurken, umuma zararı olmayan ayıpları araştırmayan seviyeli insandır.

Gerçek dost; Şahsi ikbal ve menfaatini değil, umumun menfaatini düşünen, acı olsa da gerçekleri söyleyen, iyi günde de zor günde de sırtını dönmeyen onurlu insandır. Yarın eyvah dememek içi, AK partili yetkililer yağcılar durağından yolcu alıp, milletin başına musallat etmemelidirler. Tayın ve atama yaparlarken, seçerlerken çok dikkatli olmalıdırlar. Her şey kararında olmalıdır. Zehir girdiği yeri zehirlediği gibi, necis de düştüğü yeri kirledir. Hiçbir zehir ve pislik temiz olan şeyin potasında eritilmez.

Dostun fakiri zengini olmaz, dost her şart altında dosttur. Fakirlik ve zenginlik, yönetmek ve yönetilmek, kullar için bir imtihan vesilesidir. “Allah rızkı dilediğine genişlidir, dilediğine de daraltır. Onlar değersiz dünya hayatıyla sevinip oyalanmaktadırlar.” (Rad 26) “Bak bir kısmını diğer kısmına nasıl da üstün kılmışız. Elbette ahiret, dereceler bakımından daha büyüktür.”(İsra 21)

“ ..Onu sizin üzerinize Allah seçti, ilimde de cisimde de ona fazlasıyla bir genişlik verdi. Hem Allah hükümdarlığı dilediğine verir” (Bakara 247) “ Allah yanında en üstün olanınız, Allah’tan en çok sakınanınızdır. Şüphesiz ki Allah, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat 13)

[“ Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan fukara sizlersiniz. Allah ise zengindir, hamd ile övülecek veli nimet Allah’tır.” “ dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk getirir.” “ Bu iş, Allah’a göre zor bir iş değildir.”(Fatır15,16,17)]

Nakletmeye çalıştığımız bu ayetlere benzer birçok ayet, Kur’an-ı kerimde geçmektedir. Her bir ayeti kerimeyi Kur’an ve sünnet bütünlüğü içinde ele alarak, öncesini ve sonrasını düşünerek anlamaya çalışmalıyız. Müslümanlar olarak, Kur’an ve sünnete dönmedikçe ve şuurlu bir şekilde hayatımıza tatbik etmedikçe, bilelim ki zalimlerin, hainlerin, fasıkların, inkârcıların, munafıkarın fitne ve fesatlarından kurtulamayacağız.

veya düşürüldüğümüz yerden kalkmak istiyorsak, kalkış limanının adresini şer güçlerin memleketlerinde ve zihniyetlerinde aramamalıyız. Adres: Değiştirilmesi mümkün olmayan Kur’an-ı kerimdir ve Hz. Peygamberimizin (s.a.v) sünnetidir.

Bu yazı toplam 903 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.